Yazı Detayı
15 Haziran 2016 - Çarşamba 17:36 Bu yazı 1278 kez okundu
 
Osmanlı’da Ramazan
Hamdi Temel
www.hamditemel.com
 
 

Şu günlerde sıcaklarında bastırması ile ramazan günlerimiz bizleri bir hayli halsiz bırakıyor. Yapılması gereken birçok işimiz olmasına rağmen hem oruç olmamız, hem sıcaklar ve hem de manevi duyguların öne çıkması ister istemez bizlerin daha farklı manevi programları yapmamıza sebep oluyor. Acaba dedim; Osmanlılarda “Ramazan Ayı” nasıl geçiyormuş diye küçük bir araştırma yapıyım dedim ve atalarımızın bu mübarek ayı doya doya yaşadıklarını gördüm. Eminim bizlerde bu güzel adet ve göreneklerden istifade eder ve bu mübarek ayı dolu dolu yaşarız diye ümit ettim.

Osmanlılarda  daha Ramazan ayı gelmeden bir telaş başlarmış. Aileler beraberce turşularını, eriştelerini hatta reçellerini bile imece usulü yaparlarmış ki bu satırları yazarken rahmetli annemin etrafındaki komşular ile bunları yaptıklarını hatırladım. Hatta hala özellikle de küçük yerleşim yerlerimizde bu adetler devam etmektedir. Bu tip faaliyetlerin komşuluk ilişkilerini ne derece arttırdığını yazmamıza gerek bile yok.  Şimdilerde ise yan komşumuzun bile ne yazık ki kim olduğunu dahi bilmiyoruz.

Hele Ramazan ayı geldiğinde büyük konaklarda verilen iftar ziyafetleri akla durgunluk verecek cinstenmiş. Günler önceden hazırlıklar yapılır, konağın içi ve dışı süslenir, gelen misafirler en güzel şekilde ağırlanırmış. Bu ay için özel zemzem suyu getirtilip, top atışıyla birlikte zemzem suyu ile oruçlar açılırmış.

En görkemlisi de Osmanlı Sarayındaki iftar yemekleri imiş. Çok özel misafirler için iftar sofraları kurulduğu gibi, davetsiz misafirlerin de gelebileceği günler varmış. Tamamen halkı ile iç içe imiş…

Teravih namazlarına çok itina ederlermiş ve gittikleri misafirlikte dahi namazlarını eda ederlermiş.  O günden bu güne gerçekten Türkiye’mizde de teravih namazlarına karşı hep dikkat etmişiz ve en güzel şekilde eda etmişiz…

Ramazanda fakirler hep düşünülmüş, yardım ve bahşişler verileceği zaman zarflara  koyarlarmış, ya da bir kağıda sarıp gizlice vermeleri büyük adettenmiş. Şimdiki gibi verirken herkese ilan etmek adetlerinde yokmuş…

Çocuklar da asla unutulmamış, ilk defa oruç tutacaklara değişik hediyeler verirlermiş, tam gün oruç tutamayacak çocuklara da öğlene kadar tutturup adına da  “tekne orucu” derlermiş ki bu âdetimiz hala devam etmektedir.

Özellikle de Beyazıt, Çemberlitaş, Sultanahmet meydanlardaki çeşmelerden bedava şerbetler akarmış, insanlar kana kana içsinler diye, adeta bir panayır havasına bürünürmüş bu muhteşem ayda o meydanlar.

En güzeli de zenginler tebdili kıyafetlerini giyip, tanımadıkları bakkal ve manav dükkanlarına girer, veresiye defterlerini çıkarmalarını isterlermiş, rastgele baştan,  ortadan ve sondaki sahifeleri yırtıp miktarını ödeyip “Allah kabul etsin” deyip sessizce giderlermiş, borcunun silindiğini duyan kişi de kimin ödediğini bilmediği için minnette duymazmış, düşünsenize bu adetimizin şimdide devam ettiğini, ne güzel olurdu değil mi? Ya da iftardan sonra evimizi şereflendirdiniz ve gidiyorsunuz deyip sessiz ve gizlice fakirlere bir de “diş kirası” verilmesi ne kadar asaletli bir durum…

Eğlencelerde ihmal edilmemiş, yaz aylarında Hacivat – Karagöz gibi tiyatrolar, orta oyunları düzenlenirmiş, meddahlar halkı gülmekten kırar geçirirmiş.

Ramazan pidesi taa o zamanlardan günümüze gelmiş, yazarken bile pidenin kokusunu hissediyorum şimdi. Tatlıları yazmıyorum bile.

O meşhur davulcularımız artık mani söylemeseler bile hala varlar, bu adetimizin devam etmesini isterim, bazıları gürültüsünden rahatsızım deseler bile…

Padişahların huzurunda yapılan ilmi dersler ki bunlara “Huzur Dersleri” derlermiş, padişah da dizini kırarak oturur ve o ulvi derslerden istifade ederlermiş. Günümüzde de çoğu camilerimizde öğle ve ikindi namazlarından önce ve sonra bu tip derslerin yapılmasına devam edilmektedir.

Bu güzel eskimez adetlerimizi devam ettirmemiz gerekiyor, hem kendimiz hem de geleceğimiz için. Böylesine manevi iklimden beslenen atalarımızın çocukları olarak bu tip adetlerimizi devam ettirmeli ve yaşatmak boynumuzun borcu diye düşünüyorum. Bizler devam ettirelim ki çocuklarımızda bunları bilsin ve devam ettirsin. Yoksa manevi iklimden bihaber bir nesil geliyor haberiniz ola…

 
Etiketler:
Yorumlar
Diğer Yazılar
Filistin’de Ramazan’ın İlk Günü: Sessiz Çığlık!
Yarın ahirette beni affedebilecek misin be çocuk?
Ülkeme Hizmet için “Var mısın”?
Kitaplarınızı tutsak ettiğiniz raflardan çıkarın artık!
“Adabı Muaşeret” düsturları bizle beraber yok olup gidiyor!
İnsanlığımız imtihandan geçiyor!
Ya telefonumu evde unutursam!
Ayla filmini izlerken hayal dünyama takılanlar!
Tüm Canlılar Bir gün Plastik Atık Yutacaktır!
Ayla filmini izlerken hayal dünyama takılanlar!
Dikkat çekiciliğin tılsımıdır sarı renk!
Felakete hep beraber sürükleniyoruz haberiniz olsun!
Haydi Kaplıcalara
Ayla filmini izlerken hayal dünyama takılanlar!
Iğdır ve üniversitesi misafirperverlikleri ile bizleri mest etti!
Sahi bunlar; ahiretinde var olduğunu hiç düşünmüyorlar mı?
Okyanusları Ve Denizlerimizi Tehdit Eden: Mikro Plastikler
Eshab-ı Kehf (Yedi uyuyanlar)
Tarihimi tekrar yaşadığım şehirlerdi; Bilecik ve Söğüt
İlk göz ağrım!
Gelecekte musluklarımızdan akan plastik katkılı suları içmeye hazır mıyız?
Suyun Buharlaşmasının Önemi*
Bir kurban bayramı daha mesajlaşma ile geçti!
Yemek Masalarımıza Kadar Gelen Mikroplastikler
Yoksa topraktan değil miyiz ki?
Yön gösteren kişi: “lider”
Her yaş özeldir!
Hem dünyamızı hem de ahiretimizi kaybetmeyelim!
Sahi bize ne oluyor?
Yeşil çay içimini yaygınlaştırmak lazım!
Suyun İnsan Hayatındaki Yeri*
Diyanet İşleri Başkanlığımıza Sahip Çıkalım
Konya’yı çok özlemişim!
B12 vitamini eksikliğini önemsemeliyiz!
Bir başka su mucizesi suyun alışkanlık değeri
Artık icraat zamanı!
Kanser kader değildir!
Vefa semtinin adını da mı değiştirsek?
Bizler atalarımızdan böyle gördük gardaş!
Bizler atalarımızdan böyle gördük gardaş!
Bizler atalarımızdan böyle gördük gardaş!
Yaşarken İnsanlarımıza Değer Vermeyi öğrenmeliyiz!
Seni hiç unutamıyorum anacığım!
Biz ülke olarak kahramanca yaşıyoruz!
Kanuni’nin de hayalini süsleyen şehir: Viyana!
Gül Kokulu Şerbetleri Çok Özledim
Gül Kokulu Şerbetleri Çok Özledim
Biz ülke olarak kahramanca yaşıyoruz!
Ah be Kaymakamım!
Bilmeden hayvan katili olmayalım!
Bilmeden hayvan katili olmayalım!
Hani Temizlik İmandandı?!
Neden çevremizi kirletiyoruz!
"Elveda DÜBTAM" diyorum, ne olur kızma olur mu!
Yazmayı seviyorum galiba!
Doğal Temizliğin Sırları - 1 (Limon Ve Sirke)
Ben bıktım be Usta!
Ah Penceremin Tozu…
Bir Yozgat Klasiği idi Bekir Bozdağ
Baba darbe mi o ne ki?
Haydi, tarafgirlik damarımız ile yüzleşelim!
Mutluluğumuzu yeniden kazanmak!
Bu haftaki köşe yazım;
Sevgisiz olmaz
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Yozgat
Yağışlı
Güncelleme: 29.03.2018
Bugün
- 11°
Cuma
- 14°
Cumartesi
- 19°
Anketler
24 Haziran 2018 Pazar günü yapılacak genel seçimlerde hangi partiye oy vereceksiniz?
Yozgat

Güncelleme: 29.03.2018
İmsak
05:18
Sabah
06:46
Öğle
13:16
İkindi
16:45
Akşam
19:34
Yatsı
20:55
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı