Yazı Detayı
24 Haziran 2016 - Cuma 10:17 Bu yazı 1174 kez okundu
 
Bu haftaki köşe yazım;
Hamdi Temel
www.hamditemel.com
 
 

Daha dün gibi...
8 yıl önce çok uzun, zahmetli ve yorucu bir yola girdiğimin farkında idim. İdari göreve başladığım zaman Dicle Üniversitesinde akademik çalışmaları nasıl daha ileri bir seviyeye götürebilir düşüncesi ile ve o anki çok küçük ve tecrübesiz bir araştırma grubum ile yola çıkmıştım. Bize verilen görev üzerine 6 ay gibi bir zamanda Merkezi Araştırma Laboratuvarı projesini yazdık ve rektör hocanın da desteğini alarak şimdiki ismi ile Kalkınma Bakanlığına büyük projemizi sunduk.
O kadar istekli idim ki, daha önce yaşadığım tüm olumsuzluklar adeta beni kamçılıyordu. Bizden sonra gelecekler rahat hareket edecekler diye heyecanlanıyordum. Zaten içinizde bir heyecan yoksa başarılı olma şansınızda zayıf değil midir? Projemiz kabul olursa; artık hiç bir büyük alet bir kişinin sorumluluğunda olmayacaktı. Hiç bir kimse analizlerini birisine minnet ederek çektirmeyecek ve çalışmaları da standartlar üstü bir hale gelecekti.
Dünyanın en büyük aletlerini almak istiyorduk, adını bile ilk defa duyduğum, fakat fonksiyonlarını öğrendiğim zaman yerimde duramadığım aletleri almak için sabırsızlanıyorduk. Hele binamızın planı müthiş bir şeydi.
Acaba “ bakanlık bizim projemizi destekleyecek mi” düşünceleri ile Ankara’nın yolunu tuttuk. Projemizi anlattık, sadece Dicle Üniversitesi olarak bu bölgeye hizmet etmek ile yetinmeyeceğimizi komşu ülkelerimiz ile de beraber ortak üst akademik çalışmalar yapabileceğimizi detaylı ve ispatlı bir şekilde anlattık. Rektör hocamızın da desteği ile benim için bir hayal olan projemizi sonunda kabul ettirdik. 
Bakanlığın dışına çıktığım zaman yerimde duramıyordum. Nasıl durabilirdim ki, o zamana kadar ki hayatımın en büyük projesi, hayallerimi süsleyen projem çok şükür onay almıştı…
Heyecanım geçince ve zaman da geçtikçe artık gerçekler ile yüzleşmeye başlamaya başladım. Ayaklarım yere basıyordu artık ve kendi kendime dedim ki; " Bu kadar büyük bir projeyi kimle gerçekleştireceğim?" Çünkü arkama baktığım zaman bu proje ile ilgilenecek çok kimsem yoktu ve böylesi büyük bir projeyi tecrübeli yol arkadaşları olmadan gerçekleştirmek çok zordu.
Hayatım boyunca asla pes etme gibi bir özelliğim olmadı, bu görev bana verilmişti ve yerine getirecektim inşallah. Bu büyük projeye küçük ama özverili bir ekiple hemen başladım. Bir yanda bina inşası ile uğraşırken bir yandan yeni uzmanlar almaya, diğer yandan da aletlerin teknik şartnamelerini oluşturmaya çalışıyordum. Mesai dışım, cumartesim, pazarım yoktu, durup dinlenmek aklıma bile gelmiyordu. Hatta bir gün akşam 17.30 da eve geldiğim zaman oğlumun; " baba neden erken eve geldin ki" sözleri beni bir anda silkelemişti, çok mu kaptırmıştım kendimi acaba bu iş temposuna...
Ve binanın temel atma zamanı; yağmurlu bir günde sessiz sedasız paçalarımı sıvayıp ıslak toprağa vurduğum ilk kazma darbesini hiç unutmam, unutmak mümkün olabilir mi? 
İlk büyük aletlerimizi almaya başladığımızda gururla karışık bir keşke kapladı içimi; "ah keşke, asistanlık zamanında bu aletlerimi alsa idim de hepsini kullanabilseydim". Hatta inanın o laboratuarda yatardım bile. Düşünün bu aletleri siz alıyorsunuz, ama ne yazık ki kullanmayı öğrenmek için zamanınız dahi olmuyor. 
Tatlı bir yorgunluk ile ve büyük uğraşlar ile sonunda Merkezi Araştırma Laboratuvarı projemizi tamamlıyorduk. Yeni ismi ile Dicle Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Uygulama ve Araştırma Laboratuvarı ile hizmete giriyorduk. 
Artık laboratuarımız hazır ve her türlü eleştirilere rağmen tüm dünyaya hizmet vermekte idik. 
Şu an laboratuvarımızda her aletimizin iki uzmanı var ve hem TÜRKAK hem de Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından da akredite olmuş durumdayız. 
Bu laboratuvardaki çalışmalarımız artık tüm dünyada ses getirmeye ve uluslararası ödüller almaya başladı. 
Bu bölgenin o kadar olumsuz şartlarına rağmen yılmadık, yurt dışından onlarca insan gelmeye başladı. Lisansüstü çalışmalar ya da post doktora yapmak için gelenlere her zaman kapımızı açtık ve açık tutuyoruz. 
Düşünüyorum da çok küçük bir ekip ile çıktığım bu serüvende pes etse idim, bu güzel araştırma laboratuvarı belki de hiç olmayacaktı... Hayallerinizin peşinden koşun, şartlar ne olursa olsun… Öyle yaptım ve kazandım… Şimdi ufukta yeni heyecanlar var; ben hayalsiz yaşamam ki...

 
Etiketler:
Yorumlar
Diğer Yazılar
Beni hissedebilecek misin anneciğim!
Dedim ya işte onlar “düşler ülkesinde” imiş
Filistin’de Ramazan’ın İlk Günü: Sessiz Çığlık!
Yarın ahirette beni affedebilecek misin be çocuk?
Ülkeme Hizmet için “Var mısın”?
Kitaplarınızı tutsak ettiğiniz raflardan çıkarın artık!
“Adabı Muaşeret” düsturları bizle beraber yok olup gidiyor!
İnsanlığımız imtihandan geçiyor!
Ya telefonumu evde unutursam!
Ayla filmini izlerken hayal dünyama takılanlar!
Tüm Canlılar Bir gün Plastik Atık Yutacaktır!
Ayla filmini izlerken hayal dünyama takılanlar!
Dikkat çekiciliğin tılsımıdır sarı renk!
Felakete hep beraber sürükleniyoruz haberiniz olsun!
Haydi Kaplıcalara
Ayla filmini izlerken hayal dünyama takılanlar!
Iğdır ve üniversitesi misafirperverlikleri ile bizleri mest etti!
Sahi bunlar; ahiretinde var olduğunu hiç düşünmüyorlar mı?
Okyanusları Ve Denizlerimizi Tehdit Eden: Mikro Plastikler
Eshab-ı Kehf (Yedi uyuyanlar)
Tarihimi tekrar yaşadığım şehirlerdi; Bilecik ve Söğüt
İlk göz ağrım!
Gelecekte musluklarımızdan akan plastik katkılı suları içmeye hazır mıyız?
Suyun Buharlaşmasının Önemi*
Bir kurban bayramı daha mesajlaşma ile geçti!
Yemek Masalarımıza Kadar Gelen Mikroplastikler
Yoksa topraktan değil miyiz ki?
Yön gösteren kişi: “lider”
Her yaş özeldir!
Hem dünyamızı hem de ahiretimizi kaybetmeyelim!
Sahi bize ne oluyor?
Yeşil çay içimini yaygınlaştırmak lazım!
Suyun İnsan Hayatındaki Yeri*
Diyanet İşleri Başkanlığımıza Sahip Çıkalım
Konya’yı çok özlemişim!
B12 vitamini eksikliğini önemsemeliyiz!
Bir başka su mucizesi suyun alışkanlık değeri
Artık icraat zamanı!
Kanser kader değildir!
Vefa semtinin adını da mı değiştirsek?
Bizler atalarımızdan böyle gördük gardaş!
Bizler atalarımızdan böyle gördük gardaş!
Bizler atalarımızdan böyle gördük gardaş!
Yaşarken İnsanlarımıza Değer Vermeyi öğrenmeliyiz!
Seni hiç unutamıyorum anacığım!
Biz ülke olarak kahramanca yaşıyoruz!
Kanuni’nin de hayalini süsleyen şehir: Viyana!
Gül Kokulu Şerbetleri Çok Özledim
Gül Kokulu Şerbetleri Çok Özledim
Biz ülke olarak kahramanca yaşıyoruz!
Ah be Kaymakamım!
Bilmeden hayvan katili olmayalım!
Bilmeden hayvan katili olmayalım!
Hani Temizlik İmandandı?!
Neden çevremizi kirletiyoruz!
"Elveda DÜBTAM" diyorum, ne olur kızma olur mu!
Yazmayı seviyorum galiba!
Doğal Temizliğin Sırları - 1 (Limon Ve Sirke)
Ben bıktım be Usta!
Ah Penceremin Tozu…
Bir Yozgat Klasiği idi Bekir Bozdağ
Baba darbe mi o ne ki?
Haydi, tarafgirlik damarımız ile yüzleşelim!
Mutluluğumuzu yeniden kazanmak!
Osmanlı’da Ramazan
Sevgisiz olmaz
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Yozgat
Parçalı Bulutlu
Güncelleme: 19.08.2018
Bugün
14° - 28°
Pazartesi
14° - 27°
Salı
14° - 28°
Yozgat

Güncelleme: 18.08.2018
İmsak
04:13
Sabah
05:48
Öğle
12:52
İkindi
16:37
Akşam
19:43
Yatsı
21:10
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı