Yazı Detayı
09 Aralık 2016 - Cuma 09:21 Bu yazı 1089 kez okundu
 
Biz ülke olarak kahramanca yaşıyoruz!
Hamdi Temel
www.hamditemel.com
 
 

Geçen gün ailecek Alper Çağlar’ın senaristliğini ve yönetmenliğini yaptığı Dağ 2 filmine oğlumun önerisi ile gittik. Bir iki küçük sahnesi dışında ailecek seyredilecek nadir filmlerden biri idi.

Yeri geldiğinde güldüren yeri geldiğinde ağlatan hatta düşündüren öyle sahneler var ki; gözyaşlarınızı tutamazsınız, üzülürsünüz, geleceğinizden endişe duyarsınız her türlü teröre lanet okursunuz.

Ama hayat devam eder işte. Aslında “ümitsizlik” millet olarak literatürümüzde yoktur. Ülke olarak çok badireler atlatmışız ve görünen o ki gelecek daha çoklarına gebe… Hazırda olmamız lazım.

Bir Türk gazetecinin kurtarılması üzerine hazırlanan senaryo benim çok hoşuma gitti. Gelişmiş ülkelere baktığımız zaman herkesin kendi ferdine filmlerinde bile olsa müthiş sahip çıkma duygusu vardı, imrenirdim, adeta tüm ordusu o kişiyi kurtarmaya odaklanırdı. Bizde de kendi ferdimize sahip çıkma duygusunun yeşermesi ve filmlere sahne olması geleceğim adına sevinç uyandırdı.

Her zaman söylerim; “geleceğimizden umutluyum”. Tabi ki çok zor günler geçiriyoruz, bunu da biliyorum. Bazen diyebilirsiniz ki hocam onca yaşadıklarımızdan sonra; “nasıl hala ümitliyim?”

Hayata hiç ümitsizlik duygusuna kapılmadım. Üzüldüm, karamsarlık duygularım bazen beni de sarstı, içten içe ağladım. Ama işte biliyorum; “bir gün bu ülkemin makûs kaderi değişecek ve hak ettiğimiz yeri alacağız” buna adım gibi eminim.

Eğer ülkemizdeki her fert üzerine düşen görevi layığı ile yapsa idi, aslında hiçbir problem olmayacaktı. Problem galiba bizde; başarılı olan herkesi kıskanmışız, kendimiz nerde yanlış yapıyoruz diye iç muhasebe yapmamışız. Başkalarının sevincine ortak olmamışız, üzüntüleri ile üzülmemiş, dertlerine derman ne yazık ki olmamışız.

Eskilerin “komşum aç ise ben tok yaşayamam” düsturunu göz ardı etmişiz, yardımlaşmayı kesmişiz. “Başkası açlıktan ölse bana ne”  diyenlerimizin sayısı artmış.

Ar damarlarımız çatlamış, filmler bize hiç iyi örnek olmamış. Hep yanlış ve kültürümüze uygun olmayan davranışları benliğimize empoze etmeye çalışmışlar.

Ama bunların geçici olduğunu biliyorum. Filmi izlerken aslında “ne güzel özelliklerimiz varmış” diyorum. Bunları yeşertmek için uğraşmamız gerektiğini düşünüyorum.

O kumandanın canlı bombanın üzerlerine doğru geldiğini görünce hayatını feda ederek o canlı bombayı durdurması ya da askerin arkadaşına “cesedim ile kendini koru demesi” sahnelerini izlerken fedakarlığın doruk noktalarına ulaşıyorsunuz.

Terörün ne lanet bir şey olduğunu, masum insanların ne kadar zor durumda yaşadıklarını görüyorum. Ah diyorum, ben ne yapabilirim, yumruğumu sıkıyorum. O zulmü yapanları Allaha havale ediyorum. “Yaşasın zalimler için cehennem” diyorum…

Oğlumun filmi izlerken o masumane ağlayışları gelecek adıma ümidimi yeşertiyor. İnşallah diyorum; “bir gün gelecek ve tüm dünya da adalet yerini bulacak, herkes rahat ve mutlu bir şekilde yaşayacak” ümit ediyorum.

Askerliğin ne kutsal bir görev olduğunu ve ne zor şartlarda yaşadıklarını film esnasında tekrar hatırlıyorum. İnşallah diyorum, bu kutsal görevi hiçbir güç küçültemeyecek ya da itibarsızlaştıramayacak”.

Nedense film esnasında rahmetli babaannemin küçüklüğümde anlattığı kahramanlık hikâyeleri aklıma geliyor. Son günlerde yaşadıklarımız zaten hep kahramanlık hikâyeleri, tankın önüne yatıp şehit olmalar, ya da gelen uçağa “gelin buradayım” bağırtıları kulaklarımı çınlatıyor. Bir yabancı basının manşeti aklıma geliyor “Türkler anlamsızcasına gelen kurşunun önüne atlıyorlar”. Bilmiyorlar ki biz şehadet şerbeti içmek için ne kadar çok susamışız…

“Babaannem bana kahramanlık hikâyelerini anlatmana gerek yok, biz ülke olarak zaten kahramanca yaşıyoruz…” diye geçiriyorum içimden diyerek sessizce filmi tamamlıyorum…

 
Etiketler:
Yorumlar
Diğer Yazılar
Beni hissedebilecek misin anneciğim!
Dedim ya işte onlar “düşler ülkesinde” imiş
Filistin’de Ramazan’ın İlk Günü: Sessiz Çığlık!
Yarın ahirette beni affedebilecek misin be çocuk?
Ülkeme Hizmet için “Var mısın”?
Kitaplarınızı tutsak ettiğiniz raflardan çıkarın artık!
“Adabı Muaşeret” düsturları bizle beraber yok olup gidiyor!
İnsanlığımız imtihandan geçiyor!
Ya telefonumu evde unutursam!
Ayla filmini izlerken hayal dünyama takılanlar!
Tüm Canlılar Bir gün Plastik Atık Yutacaktır!
Ayla filmini izlerken hayal dünyama takılanlar!
Dikkat çekiciliğin tılsımıdır sarı renk!
Felakete hep beraber sürükleniyoruz haberiniz olsun!
Haydi Kaplıcalara
Ayla filmini izlerken hayal dünyama takılanlar!
Iğdır ve üniversitesi misafirperverlikleri ile bizleri mest etti!
Sahi bunlar; ahiretinde var olduğunu hiç düşünmüyorlar mı?
Okyanusları Ve Denizlerimizi Tehdit Eden: Mikro Plastikler
Eshab-ı Kehf (Yedi uyuyanlar)
Tarihimi tekrar yaşadığım şehirlerdi; Bilecik ve Söğüt
İlk göz ağrım!
Gelecekte musluklarımızdan akan plastik katkılı suları içmeye hazır mıyız?
Suyun Buharlaşmasının Önemi*
Bir kurban bayramı daha mesajlaşma ile geçti!
Yemek Masalarımıza Kadar Gelen Mikroplastikler
Yoksa topraktan değil miyiz ki?
Yön gösteren kişi: “lider”
Her yaş özeldir!
Hem dünyamızı hem de ahiretimizi kaybetmeyelim!
Sahi bize ne oluyor?
Yeşil çay içimini yaygınlaştırmak lazım!
Suyun İnsan Hayatındaki Yeri*
Diyanet İşleri Başkanlığımıza Sahip Çıkalım
Konya’yı çok özlemişim!
B12 vitamini eksikliğini önemsemeliyiz!
Bir başka su mucizesi suyun alışkanlık değeri
Artık icraat zamanı!
Kanser kader değildir!
Vefa semtinin adını da mı değiştirsek?
Bizler atalarımızdan böyle gördük gardaş!
Bizler atalarımızdan böyle gördük gardaş!
Bizler atalarımızdan böyle gördük gardaş!
Yaşarken İnsanlarımıza Değer Vermeyi öğrenmeliyiz!
Seni hiç unutamıyorum anacığım!
Biz ülke olarak kahramanca yaşıyoruz!
Kanuni’nin de hayalini süsleyen şehir: Viyana!
Gül Kokulu Şerbetleri Çok Özledim
Gül Kokulu Şerbetleri Çok Özledim
Ah be Kaymakamım!
Bilmeden hayvan katili olmayalım!
Bilmeden hayvan katili olmayalım!
Hani Temizlik İmandandı?!
Neden çevremizi kirletiyoruz!
"Elveda DÜBTAM" diyorum, ne olur kızma olur mu!
Yazmayı seviyorum galiba!
Doğal Temizliğin Sırları - 1 (Limon Ve Sirke)
Ben bıktım be Usta!
Ah Penceremin Tozu…
Bir Yozgat Klasiği idi Bekir Bozdağ
Baba darbe mi o ne ki?
Haydi, tarafgirlik damarımız ile yüzleşelim!
Mutluluğumuzu yeniden kazanmak!
Bu haftaki köşe yazım;
Osmanlı’da Ramazan
Sevgisiz olmaz
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Yozgat
Parçalı Bulutlu
Güncelleme: 19.08.2018
Bugün
14° - 28°
Pazartesi
14° - 27°
Salı
14° - 28°
Yozgat

Güncelleme: 18.08.2018
İmsak
04:13
Sabah
05:48
Öğle
12:52
İkindi
16:37
Akşam
19:43
Yatsı
21:10
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı