Yazı Detayı
20 Şubat 2017 - Pazartesi 08:56 Bu yazı 831 kez okundu
 
Bizler atalarımızdan böyle gördük gardaş!
Hamdi Temel
www.hamditemel.com
 
 

Yıllar önce Macaristan’ın başkenti olan Budapeşte’yi bir grup üniversiteden akademisyen arkadaşım ile ziyarete gitmiştik. O  tarih kokan başkent,  en çok merak ettiğim yerlerden biri idi. Tuna nehrinin güzelleştirdiği, Buda ve Peşte’nin birleşmesi ile bu harikulade bir şehir oluşmuştu. 1526 tarihinde Kanuni Sultan Süleyman tarafından fethedilerek bir buçuk asırlık bir Osmanlı hâkimiyetinde iken 1686 da elden çıkmıştır.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde bu şehir detaylıca anlatılmış fakat ne yazık ki Osmanlılar zamanında yapılan camiler, hanlar, hamamlar ve medreseler gibi tarihi yerler şu an günümüzde yıkılmışlardır.

Benim en fazla merak ettiğim yerlerden biri ise; Mehter Marşlarımız da bile yer edinmiş olan Estergon kalesi idi. Sabırsızlık ile oraya gidip geçmiş tarihimizin izlerini, orada yaşanan savaşları hissetmek istiyordum. İlk izlemim; gerçekten de çok sağlam ve gizemli bir kale olması idi. Alt tarafları uçurumdu ve o kalenin fethedilmesi normalde mümkün görünmüyordu. “Kim bilir ne savaşlar olmuştu bu kale etrafında ne hatıralar gizlidir bu soğuk duvarlar arasında” diye düşünmeden edemiyor insan.

Etrafınıza baktığınız zaman özellikle de aşağılarda hanları ve hamamları görüyorsunuz. Osmanlılar kaleyi fetih eder etmez ilk yaptıkları iş; fakir halk için hanlar yapıp çorbalar pişirmişler, banyo yapmaları için de hamamlar yapmışlar. Gurur verici bir an idi yanımızdaki rehberin bunları bizlere anlatması.

Beni heyecanlandıran ve içime sığmayan hatıram ise; Estargon kalesinden aşağı inerken yaşlı bir Macar teyzenin sözleri idi. Hala kulaklarımda çınlıyordu o tatlı sohbeti. Arkadaşlar ile Türkçe konuşarak kaleden aşağı iniyorduk ki bizleri durdurdu, bozuk ama bir o kadar tatlı bir İngilizce şivesi ile “evlatlarım galiba sizler Türksünüz, ecdadınız ile ne kadar gururlansanız azdır. Osmanlı ordusu buraları fetih ettiği zaman, yakmamışlar yıkmamışlar, zafer sarhoşluğu yaşamamışlar, bizlerin rahat yaşamamızı sağlamak için hanlar hamamlar yaparak, hayatımıza hiç karışmamışlardır, dışlanmamışız,  o yüzden ben sizleri ve ülkenizi çok seviyorum, tarihinizle, atalarınızla ne kadar gurur duysanız azdır ” diyerek en öndeki arkadaşımızı yakalamış ve boynuna sarılmıştı…

Bu sahneyi asla unutmamıştım, ömrüm boyunca da unutacağımı sanmıyorum.

Bu tip olayları ecdadımızın fethettiği bütün topraklarda yaşanmıştır. Yukarıda bahsettiğim sadece çok küçük bir hatıram idi.

Kış ayındayız, hava buz gibi. Dışarıda değişik şehirlerimize göre; kar, yağmur ya da don var. Bizler evlerimizde sıcacık yataklarımızdayız. Ama dışarıda yardıma muhtaç insanlar var, evsizler, savaştan kaçanlar, yetim kalanlar, aç kalmamak için her türlü zorluğa direnenler ya da kendilerini feda edenler…

Askerlerimiz sınırımız dışında, adalet götürmeye, sınırlarımızın güvenliğini sağlama almaya ya da oradaki mazlumları korumaya gitmişler. Şehit haberlerimiz yüreğimizi kor gibi dağlıyor. Bazıları diyor; “bu bir maceramı ne işimiz var oralarda” birileri ise daha farklı düşünüyor” tabi ki oralarda olacağız, bizler her zaman mazlumun yanında yer almışız” ya da “Türkiye’ye komşu ülkelerimizin ihtiyacı var” gibi farklı düşünceler, farklı görüşler uzadıkça uzuyor…

Tarih boyunca her mazluma yardım etmişiz, her müşkülde olan kişinin yardımına koşmuşuz. Bu bir gün Fransa olmuş, bir gün Irak ya da şimdiki gibi Suriye ileride hangi ülke olur bilmiyorum. Bizler yaşadığımız müddetçe de hep yardım edeceğiz. Çünkü damarlarımızda vardır bu yardım etmek duygusu. Asla da değişmeyecektir. Çünkü bakıyorum oğlum ya da kızlarım da aynen benim gibi düşünmeye başlamış…

 İşte bizler atalarımızdan böyle gördük gardaş, binlerce yıl bu şekilde yaşamışız, yıllar geçse de değişmeyecek. Atalarımızdan böyle görmüşüz, hep iyilik yapmışız, iyilik düşünmüşüz, içimizde bir kötülük olmamış, aldanmışız ama asla aldatmamışız. Genetiğimizde vardır bu yardım etmek duygusu. Ama ne yapalım, biz böyleyiz işte…  

 
Etiketler:
Yorumlar
Diğer Yazılar
Filistin’de Ramazan’ın İlk Günü: Sessiz Çığlık!
Yarın ahirette beni affedebilecek misin be çocuk?
Ülkeme Hizmet için “Var mısın”?
Kitaplarınızı tutsak ettiğiniz raflardan çıkarın artık!
“Adabı Muaşeret” düsturları bizle beraber yok olup gidiyor!
İnsanlığımız imtihandan geçiyor!
Ya telefonumu evde unutursam!
Ayla filmini izlerken hayal dünyama takılanlar!
Tüm Canlılar Bir gün Plastik Atık Yutacaktır!
Ayla filmini izlerken hayal dünyama takılanlar!
Dikkat çekiciliğin tılsımıdır sarı renk!
Felakete hep beraber sürükleniyoruz haberiniz olsun!
Haydi Kaplıcalara
Ayla filmini izlerken hayal dünyama takılanlar!
Iğdır ve üniversitesi misafirperverlikleri ile bizleri mest etti!
Sahi bunlar; ahiretinde var olduğunu hiç düşünmüyorlar mı?
Okyanusları Ve Denizlerimizi Tehdit Eden: Mikro Plastikler
Eshab-ı Kehf (Yedi uyuyanlar)
Tarihimi tekrar yaşadığım şehirlerdi; Bilecik ve Söğüt
İlk göz ağrım!
Gelecekte musluklarımızdan akan plastik katkılı suları içmeye hazır mıyız?
Suyun Buharlaşmasının Önemi*
Bir kurban bayramı daha mesajlaşma ile geçti!
Yemek Masalarımıza Kadar Gelen Mikroplastikler
Yoksa topraktan değil miyiz ki?
Yön gösteren kişi: “lider”
Her yaş özeldir!
Hem dünyamızı hem de ahiretimizi kaybetmeyelim!
Sahi bize ne oluyor?
Yeşil çay içimini yaygınlaştırmak lazım!
Suyun İnsan Hayatındaki Yeri*
Diyanet İşleri Başkanlığımıza Sahip Çıkalım
Konya’yı çok özlemişim!
B12 vitamini eksikliğini önemsemeliyiz!
Bir başka su mucizesi suyun alışkanlık değeri
Artık icraat zamanı!
Kanser kader değildir!
Vefa semtinin adını da mı değiştirsek?
Bizler atalarımızdan böyle gördük gardaş!
Bizler atalarımızdan böyle gördük gardaş!
Yaşarken İnsanlarımıza Değer Vermeyi öğrenmeliyiz!
Seni hiç unutamıyorum anacığım!
Biz ülke olarak kahramanca yaşıyoruz!
Kanuni’nin de hayalini süsleyen şehir: Viyana!
Gül Kokulu Şerbetleri Çok Özledim
Gül Kokulu Şerbetleri Çok Özledim
Biz ülke olarak kahramanca yaşıyoruz!
Ah be Kaymakamım!
Bilmeden hayvan katili olmayalım!
Bilmeden hayvan katili olmayalım!
Hani Temizlik İmandandı?!
Neden çevremizi kirletiyoruz!
"Elveda DÜBTAM" diyorum, ne olur kızma olur mu!
Yazmayı seviyorum galiba!
Doğal Temizliğin Sırları - 1 (Limon Ve Sirke)
Ben bıktım be Usta!
Ah Penceremin Tozu…
Bir Yozgat Klasiği idi Bekir Bozdağ
Baba darbe mi o ne ki?
Haydi, tarafgirlik damarımız ile yüzleşelim!
Mutluluğumuzu yeniden kazanmak!
Bu haftaki köşe yazım;
Osmanlı’da Ramazan
Sevgisiz olmaz
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Yozgat
Yağışlı
Güncelleme: 29.03.2018
Bugün
- 11°
Cuma
- 14°
Cumartesi
- 19°
Anketler
24 Haziran 2018 Pazar günü yapılacak genel seçimlerde hangi partiye oy vereceksiniz?
Yozgat

Güncelleme: 29.03.2018
İmsak
05:18
Sabah
06:46
Öğle
13:16
İkindi
16:45
Akşam
19:34
Yatsı
20:55
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı