Yazı Detayı
20 Şubat 2017 - Pazartesi 08:57 Bu yazı 591 kez okundu
 
Sorgun Efsanesi
Salih Arslan
saliharslan_66@hotmail.com
 
 

Kerkenes Dağı’nın surları  yüksek mi yüksekti. Güzellikte tekti. Dillere destandı, Murat Şah’ın kalesi. Belik örülürdü atlarının yelesi. Murat Şah’ın bir kızı vardı. Güzelliği dillere destandı. Adı ‘’Gülistan’’dı. Her gün en büyük kuleye çıkar, Bedirbaba arazisine doğru bakar, bir gün gönlünün prensinin o yönden geleceğine inanırdı. Güçlü poyraz karşısında göz yaşları lüle lüle saçlarına karışırdı. Yüreğinin coşkusu rüzgar ile yarışırdı. Aylardan bir ay, günlerden bir gün Bedirbaba arazisine çadırların konduğunu gördü. Mevsim bahardı. Gülistan’ın umutları vardı. Babası Murat Şah’a yalvardı. Hıdrellez kutlamak için Bedirbaba’ya vardı. Bedirbaba Gülistan’ı çok severdi. Herkese onu överdi. Ona kanat gererdi. O gün Gülüstan’a bir sır verdi. Dedi ki ; gönlünün sultanı buraya geldi. Gülistan sürdü atını uçar gibi. Sevincinden atın üstünde değil, bulutlar üstünde gittiğini zannetti. Yolda bir çeşmede durdu. Bir yiğit gördü ansızın. İkisi de kala kaldı. Zaman durdu. Sanki birbirlerini önceden tanıyordu. Gülistan’ın prensi buydu. Rüyalarının kahramanı oydu. Adı Ali’ydi. Oğuz Boylarından Bozok Beyi Mehmet’in oğluydu. Tanıştılar iki genç çeşme başında, sözleştiler buluşmak için kale dışında. Sevdaları büyüdükçe büyüdü. Gülistan ile Ali’nin aşkını duymayan kalmadı. Murat Şah duyunca hiç memnun olmadı. Gülistan’ın kaleden çıkmasına yasak koydu. Ali’nin gönlü hasretle doldu, yandı tutuştu deli oldu. Uluları topladı. Bozok beylerinden; Halil Baba, Cuma Fakı ve dayısı Durali. Toplanıp Murat Şah’a gittiler. Yalvardılar, yakardılar ama nafile… Nuh dedi, Peygamber demedi. Gülistan’ı Ali’ye vermedi. Ali çareyi Ganidede Dağı’na çıkmakta buldu. Ganidede Dağından uzaktaki kerkenes dağına bakıyor, sevda türküleri söylüyordu. Ganidede Dağından Gülistan’ın kokusunu alıyordu. Gülistan kerkenes dağında, Ali Ganidede Dağında göz yaşları sel oldu, kan oldu, aktı aktı ırmak oldu. Gülistan’ın göz yaşları, kıvrım kıvrım akarak ‘’Eğriöz’’ oldu. Ali’nin göz yaşları ise, aktıkça aktı ırmak oldu, gönlü gibi ‘’Delibaş’’ oldu. İki sevda ırmağı obaya doğru aktı. Obanın ortasına gelince birbirine kavuştu ama Gülistan ile Ali kavuşamadı. Murat Şah Gülistan’ı  Mükremin Ağa’ya vermek istiyordu. Mükremin Ağa acımasızdı. Eli kanlı, bir çok olayda zanlıydı. Kafasına koymuştu Gülistan’ı. Ali’yi öldürmek istedi. Plan kurdu sinsice. Günlerden bir gün, saatlerden bir saat Ali ile Gülistan’ın Bedirbaba Tekkesinde buluşacaklarını haber aldı. Mükremin Ağa, Ali’yi öldürmek için okunu fırlattı. Gülistan, Ali’yi kurtarmak için okun önüne kendini attı. Hain ok kalbine battı. Bunu gören Ali, şaha kalktı. Kılıcından Mükremin Ağa’nın kanı aktı. Mükremin Ağa’nın adamları çoktu. Merhametleri hiç yoktu. Oracıkta Ali’nin canını yaktı. Üçü birden ölmüştü artık. Kanlar donmuştu artık. Canlar dayanmadı bu acıya. İnsanlar ağladı, gökler ağladı, yerler yandı kül oldu, kömür oldu. Bedirbaba Tekkesinden Kerkenes Dağı’na kadar yerler simsiyah kesildi. Sular kaynadı, yeryüzüne fışkırdı. Halen Bedirbaba Tekkesi altında bu acıya dayanamayan sular, ateşinden dışarı fışkırmakta. Şimdi dahi kömür ocaklarında ve kaplıcalarda Gülistan ile Ali’nin sevda türküleri fısıldanmakta. Ama bu sevda türkülerini, sevda çekmiş yürekler duyabilir ancak. Her yıl ilk baharda Eğriöz coşar, Gülistan’ın saçları gibi kıvrım kıvrım, nazlı nazlı akar. Delibaş ise Ali gibi, deli gibi, meydan okur gibi, sevdaların kabardığı gibi coştukça coşar. Üçünün öldüğünü duyanlar oraya toplandı. Murat Şah’ın yüreği halen pişman olmamıştı. Bu aşıkların ölülerini dahi bir araya defnettirmedi. Karşıdaki üç tepelerden birine Gülistan’ı, birine Ali’yi, ortadaki tepeye de Mükremin Ağa’yı defnettiler. O gün bu gündür üç tepeden bakarak aşık olan gönüllerde kendilerini bulurlar. Halen düğünü olan çiftler Bedirbaba Türbesine giderek Gülistan ile Ali’nin hatırasına saygı duyar, Fatiha okurlar. O acı günden sonra Ali’nin babası Mehmet Bey çadırları söküp Bedirbaba arazisini terk etti. Murat Şah ise; ‘’bundan sonra bana sormadan buraya kimse obasını kurmayacak’’ diye emir verdi. Bedirbaba arazisine kim çadır kurmak istese, ona deniliyordu ki; ‘’ git, Murat Şah’a sor da kon.’’ Murat Şah’tan izin alınarak yerleşilen yer, anlamında; ‘’SORDAKON’’ ismi verildi. Zamanla ‘’SORGUN’’ oldu. 

 
Etiketler:
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Yozgat
Yağışlı
Güncelleme: 29.03.2018
Bugün
- 11°
Cuma
- 14°
Cumartesi
- 19°
Anketler
24 Haziran 2018 Pazar günü yapılacak genel seçimlerde hangi partiye oy vereceksiniz?
Yozgat

Güncelleme: 29.03.2018
İmsak
05:18
Sabah
06:46
Öğle
13:16
İkindi
16:45
Akşam
19:34
Yatsı
20:55
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı